Devam et / Go on!

Dear Class of 2020

YouTube Originals kanalı 6 Haziran’da pandemi dolayısıyla mezuniyet törenlerine katılamayan öğrenciler için ağ toplumunun artık yabancılık duymadığı şekilde çevirimiçi bir mezuniyet etkinliği gerçekleştirdi. 8,5 milyondan fazla insanın “like”ladığı 4 buçuk saatlik yayında eski başkan Obama’dan G.Koreli müzik grubu BTS’ye, şarkıcı Lady Gaga’dan komedyen Hassan Minhaj’a kadar birçok ünlü isim performanslarıyla(şarkı, dans, konuşma-özellikle toplumsal meselelere duyarlılık-, giyim-kuşam, makyaj vb. birçok alanda) yer aldı.

YouTube Originals

YouTube’un kendi yapımlarını sergilediği kanalı olan Originals’de platformun bir başka yönünün çalıştırıldığını görebiliriz. Bu, içerik yayıncısının aynı zamanda içerik üretici olma pozisyonudur. Dizi ve film platformlarının prodüksiyonunu kendilerinin üstlendiği yapımları müşterilerine başarılı şekilde sunuyor olmasının diğer rakiplerini de etkilediği söylenebilir. YouTube Originals kanalı her ne kadar 2016 yılının Ocak ayında açılmış olsa da yalnızca 311 video içeriğe sahip. Abone sayacı gizli olarak ayarlanmış olan kanalın bugüne kadar yaklaşık olarak 436 milyon kez görüntülendiği bilgisi yer alıyor. Kanal açıklamasında İrlandalı bir şirket olan Ceann Nua LTD. “provider” olarak karşımıza çıkmakta. Youtue Originals kanalının açılma tarihi 19 Ocak 2016 iken şirketin kurulma tarihi daha sonrasında, 13 Eylül 2017’de görünmektedir. Şirkete ait bilgiler burada [1] sunulmaktadır.

Okul Biter Gösteri Bitmez

YouTube Originals’ten çıkan son içerik ise girişte belirtildiği üzere bir mezuniyet töreni oldu. Oldukça ilgi çekici bir içeriğe sahip olan bu çalışmada dünya çapında üne sahip olan isimler öğrencileri hem tebrik etti hem de “yeni normal” dahilinde üretilen bu yapımda yer alarak “yeni normal”e dair görüşlerini de dile getirdi.

Obama, çalkantılı bir dönemden geçen dünyada normallere esir olmayıp yeni normali gençliğin inşa edebileceğini söylerken Lady Gaga, toplumsal değişimlere şahit olanların adalet için mücadele edeceğine dair inancını paylaştı. BTS üyeleri üzülecek bir şey olmadığını, fırsatların daima var olacağını müjdelerken Homer Simpson ise(hayalî bir karakterin sosyal gerçekliğe daha yakın olması ABD için çok uygun bir çelişki) olasılıklar dünyasının sonsuz olduğunu, mezun gençler dilerlerse aile evindeki bodrum katında ders çalışmak yerine artık aynı yerde iş yapmaya(homeoffice) başlayabileceklerini aktardı. Konuşmaların her biri tek tek analiz edilebilir ancak platformun sunduğu olanaklarla içeriği beraber ele almak gerektiğinde mesajın ortak olduğu anlaşılabilir. “Devam et!”. Neye devam edileceği konusunda ise devasa belirsizlikler vardır. Aslında burada modernizmin önerdiği “devam et” ile içerik katılımcılarının “devam et”i arasında büyük bir fark olduğu söylenebilir. Zira “Dear Class of 2020”nin Gösteri Toplumu’nun video içerik hali olduğunu iddia etmek yanlış olmayacaktır. Guy Debord,   modernizmin gelişmeye(“devam et!”) her koşulda evet cevabı aradığını ve fakat bunu artık bir amaca sahip olmadan yaptığını belirtir. Katılımcılar açıktır ki yeni jenerasyondan umutlu olduklarını, onların da kendi yaşamlarına dair inançlarını korumalarını gerektiğini düşünüyor ve buna paralel olarak “devam et”melerini istiyor. Ve fakat toplumsal mesaj vermekten de kaçınmayarak özellikle de ABD’de son dönemde yaşanan hareketliliği olumluyor ve özünde zaten “devam eden” kötülüklere karşı gençlerin bir şeyler yapmaya “devam et”melerini salık veriyorlar. Tabii burada bahsi geçen açık bir sokak eylemliliği çağrısı değil, yeni bir dünyanın kuruluyor olduğu ve eskisinden daha iyisini hak ettiğimizi savunan görüşlerdir.  Ayrıca video içerikle beraber düşünüldüğünde “gösterinin karşı-gösteriyi de yuttuğu” görülür. Kurtuluş vaatleri gösteriden bağımsız değildir, o yüzden Lady Gaga da, Obama ailesi de gösterinin merkezinden izleyicilere (aslında üre-tüketicilere) seslenerek “gösteriye dikkat edin” uyarısında bulunabilmektedir. YouTube gibi platformlar bu seviyede büyük şirketlere dönüşmeseydi, bir başka deyişle Debord’un eleştirdiği gibi imge-egemen bir dünya dönemi yaşanmasaydı bu kişilerin sözleri yine bu kadar önemli olur muydu?

Tören Sahnesi: Platform

Konuşmacıların direkt ya da dolaylı olarak toplumsal iyiye işaret eden söylevlerini nasıl bir sahneden yaptıkları düşünüldüğünde ise başka bir hakikat ile karşılaşılır, platform kapitalizmi ile. Mezuniyet töreni yapılan öğrencilerin ekranda görünme süresi ile mevcut “celebrity”lerin görünme süreleri kıyaslandığında ortaya çıkacak tablo tahmin edilebilir. Platforma erişim tekno-iyimseleri heyecanlandırdığı kadar adil şartlar altında gerçekleşmemekte, kaldı ki büyük yapımların içerikleri de buna göre şekillenmektedir. İzleme alışkanlıklarımız öylesine düzenlenmiştir ki ardı ardına tanımadığımız birkaç kişinin(yani bizim gibi “sıradanların”) mezuniyet coşkusunu görüp duygularını anlamaya çalışmak yerine “skip” ile tanıdık yüzlerin bilge konuşmalarına atlama ihtiyacı duyarız.

Platform kapitalizminin ne anlama geldiğini dijital ekonominin market ekonomisi içindeki gelişme tablolarından anlayabiliriz. Market kapitalizminin 7 büyük şirketinden 6’snıı dijital ekonomi şirketileri oluşturuyor. Baumanncı bir kavramla bu şirketler hafif modernitenin kapitalistleri: (1)Apple (2)Alphabet (3)Microsoft (4)Facebook (5)Amazon (7)Alibaba.

Böylesi bir tabloda interneti “merkezsiz ve herkes için eşit erişimli” düşlemek-hatta Richard Barbrook gibi anarko isimler bir siber komünizm hayal ediyordu- imkânsızdır. Hatta tam aksine Castells’in savunduğu haliyle internet, “hipermerkezli”dir. Ağın içinde dijital ekonomi tekelleri de kendilerine ait rotalar kurar ve düğüm noktalarından ağdaki dolaşım takip edilir. Birden fazla şirkete ait birden fazla düğüm noktası olabilir. Ağır modernitenin terk edilmesi zor mekânlarına göre hafif modernitenin vazgeçilip yenisi kurulabilir sanal mekânlarının farkı ve avantajı buradadır. İşte “Dear Class of 2020” konuşmacılarının izleyici emeğine seslendiği sahne böyle bir yerdir. Söylevlerde seçilen cümleler sahneye ve sahnedikelere saygıya çağırır. Zira tüm bu olup bitenler pandemiye rağmen yeniden üretimin kesilmemesi için elzemdir. Henüz “dünya nasıl bir yer haline geldi, daha kaç mülteci çocuk cesedi kıyılardan toplanacak, silaha ayrılan bütçe doğayı korumaya neden harcanmıyor, iklim krizi için hâlâ neyi bekliyoruz, küreselleşme hayallerinin sonu global pandemi oldu” vb. diyerek her ne yapıyorsak “yapmamaya, etmemeye, döngüyü sürdürmemeye” dair bir çağrı duyulmadı. Sadece biçimsel olarak farklılaşarak yapıp etmelere, okul okumalara, mezun olmalara, iş aramalara, çalışmalara, spora, üretken olmaya “devam et / go on!”. Çünkü emtia ekonomisi ve dijital ekonomi artık iç içe geçmiştir, hatta buna daha arkaik kökleri olan “ahlâk ekonomisi ve -sembolik olarak- armağan ekonomisi” de eklenebilir. Dolayısıyla bir ekonomiyi ayakta tutmak diğerinin de devamlılığını sağlamasına yardımcı olur, o yüzden “go on”.

Platformun Üre-Tüketici Dostu(!) Olanakları

Google ve YouTube gibi aracılar, son derece dalgalı bir kültürel ve ekonomik alanda(akışkan da diyebiliriz) uzun vadeli bir konum tutabilmeyi amaçlar. Aslında geleneksel medyada daha önce gördüğümüz, ana akımın gölgesinde kalan yayın organlarının niche alanlar bularak buraları doldurma çabasını şimdi “platformların” sürdürdüğüne tanık olmaktayız. Bir sanal mezuniyet töreni hem interneti yaygın kullanan gençlik kitlerinin bir ihtiyacını karşılıyor gibi gözükmekte hem de geleneksel medyanın yapamayacağı kadar uzun ve içerik açısından çok daha zengin bir program üretebilmeyi sağlamaktadır. Ayrıca “replay” edilebilmekte ve arzu edilirse “download” imkânı sunmaktadır. Platformların doldurduğu boşluk aslında ihtiyaçlar hiyerarşisinde yer almaz, o boşluk henüz keşfedilmemiş tüketim yollarının boşluğudur ve bulduğu an doldurulur. İzleyicide yaratılmak istenen algı ise “böyle bir ihtiyaç oluşabilir ve bunu buradan karşılayabilirsin” olur. Bir platform kapitalizmi örneği olarak YouTube, mezuniyet videolarını oynatmadan önce dayattığı reklamlar(premium üye olarak platformdan kesintisiz yararlanma fırsatı), içeriğin altına yorum bırakma ve hatta dislike butonuna basma hakkı, yayın “live” olarak takip ediliyorsa içerik üreticisi ile doğrudan diyalog kurabilme şansı  gibi tamamı ekonomik çıktılara sahip ve karşılıklılık ilişkisine dayanan özelliklerle donanmıştır.

Kısacası “Dear Class of 2020” üzerinden değerlendirirsek YouTube platformu üzerinden yalnızca bir video izlenmemiş; etkileşime girerek sosyalleşme ihtiyacını karşılanmış, reklamla etkileşime girerek alışveriş yapma ihtimali doğmuş ya da yazılan bir yorumun fazla “like” alması ile popülarite kazanıp  bir kimlik performansı ortaya konmuş olunabilir. Sermayeler arası geçişlilik ağ üzerinde çok daha hızlıdır. Akış halinde olmayana yer yoktur. Bu yüzden YouTube da kendini yenilemenin yollarını sürekli arar ve üre-tüketicilerine “nasıl olunması gerektiğini” bu vesileyle göstermiş olur.

Kaynakça:
  • Baumann, Z. (2018). Akışkan Modernite. İstanbul: Can Sanat Yayınları.
  • Castells, M. (2008). Ağ Toplumunun Yükselişi (E. Kılıç, Çev.). İstanbul: İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları.
  • Debord G. (2017) Gösteri Toplumu (A. Ekmekçi ve O. Taşkent, Çev.). İstanbul: Ayrıntı Yayınları
  • Elder-Vass D. (2018). Moral Economies of the Digital European Journal of Social Theory Vol:21(2).
  • Gillespie, T. (2010). The Politics of ‘Platforms’, new media & society 12(3), DOI: 10.1177/1461444809342738
  • Romele A. – Severo M. (2016). The Economy of the Digital Gift: From Socialism to Sociality Online.
Bu makale ilk olarak şurada yayınlandı

Bu içeriğin her türlü sorumluluğu yazara / yazarlara aittir.