Yakın zamanda Türkiye Cumhuriyeti, tarihinin en büyük doğalgaz rezerv keşfini gerçekleştirdi. Bu rezerv keşfi, doğalgaz bazında Türkiye’yi bir anda 323 milyar metre3 rezerv hacmi ile 32. ülke konumuna yükseltti. Doğalgaz, yeraltı kayaç gözenekleri ve çatlaklarda gaz halde bulunan bir fosil yakıt türüdür. Derin deniz sondajı için başlangıç derinliği, deniz seviyesinden 300 metre aşağısıdır ve maksimum noktası 10,685 metredir. Türkiye’nin keşfettiği bu rezerv sonucu iki farklı görüş oluşmuş durumda; kimisi “bu rezerv ufak bir hesap ile Türkiye’ye en fazla 7 yıl yeter” derken diğeri “bu rezerv sadece başlangıç daha fazlasını bulabiliriz ve bu rezervi değerlendirebiliriz” diyor. Ancak kazın ayağı çok daha farklı. Türkiye, enerjide dışa bağımlılığı her ne kadar azaltmaya çalışsa da bağımlılık, her geçen yıl nüfusla ve enerjinin daha fazla yerleşkeye ulaşmasıyla, teknolojinin artmasıyla ve yaygınlaşmasıyla yükselmiş.

Bu artışı durdurmak veya geriletmek için enerji üretimi ve sahip olunan enerji miktarlarının mümkün olduğu kadar kullanılması gerekmektedir. Bu durumda Türkiye; petrol, doğalgaz, kaya gazı gibi yenilenemez enerji kaynaklarını keşfetmek ve bunların rezervlerini arttırmak, bunun yanı sıra yenilenebilir enerji kaynaklarını da en verimli biçimde kullanmak mecburiyetinde kalmıştır. Hatta bunun ileri yıllarda sıkıntıya yol açmaması için Tuz Gölü’ne bir havuz rezervi uygulamış ve doğal bir gaz depolama sahası bile yapılmıştır. Politik olarak sürekli gerilen Türkiye-Rusya ilişkileri, Türkiye’yi buna mecbur bırakmıştır. Türkiye, bulduğu gaz rezervini sektörün de tanımladığı gibi ‘Dev Doğalgaz Rezervi’ olarak kaydettirmiştir. Ancak bu rezervin devamının geleceğini nerden biliyoruz?

Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü’nün yaptığı bir araştırma bizlere bu konuda ışık tutuyor. Bu araştırma; Türkiye’nin yeraltı sularının analizi yapılarak suyun, doğalgaz veya petrol gibi hidrokarbon yakıtlarının yeraltı sularıyla etkileşerek ve ufak sızıntılar oluşturarak belirli bir iyot izotopuna ve TPH adı verilen “toplam petrol hidrokarbonları” oranlarına bakılarak potansiyel enerji bölgelerine dair veri topladığı bir programdır. Bu programdan elde edilen veriler haritalarda oldukça net görülmekte, Türkiye’nin gaz ve petrol rezervi bulundurabileceğine dair önemli bulgular içermektedir.

Sularda ölçülen iyot izotopu miktarının ve TPH miktarının fazla olması yeraltı sularının petrol ve türevi hidrokarbonlar ile etkileşim içerisinde olduğunu göstermektedir.

Bu rezervin keşfedilmesi bir tesadüf değildir. Daha önce buraya gelerek sondaj faaliyetinde bulunan özel şirketler bu enerji yataklarını keşfedememiştir. Bunun temel sebebi; firmaların sondaj maliyetlerinin, devletin yaptığı sondajın maliyetinden daha fazla olmasıdır. Karadeniz’de enerji rezervleri olduğu uzun zamandır bilinmektedir. Aşağıda 2009 ve 2016 tarihli yerli ve yabancı haberlere bakıldığında bu durum net olarak özetlenebilir.

Bu keşfedilen rezervin az olduğunu düşünenlere sadece, İsrail’in ilk keşfettiği rezerv miktarının 200 milyar metre3 olduğunu söylemek istiyorum. Böyle bir durumda İsrail’den avantajlı olduğumuzu fark etmeliyiz. Bu avantaj, Avrupa’nın doğalgaz ihtiyacını karşılayan boruların Türkiye üzerinden geçmesidir. Yani Türkiye, her zamanki gibi jeopolitik konumunun faydasını görecek. Türkiye’nin önünde izleyebileceği iki çok farklı seçenek bulunmaktadır:

  1. Deniz sınırımız bulunan Ukrayna, Avrupa’nın gaz ihtiyacını bir transit hub (geçiş) ülke olarak yüklenmektedir. Ancak Ukrayna doğalgaz üreticisi olmasına rağmen bu işi transit ülke olarak gerçekleştirmektedir.
  2. Avrupa’nın göbeğinde ise Hollanda bu konuda bizlere iyi bir örnektir. Hollanda, ürettiği doğalgaz ile birlikte bir ticaret hacmi oluşturmuş transit hub bir ülke olmak yerine ticaret hub bir ülke olmuş ve kazan-kazan modeli ile ülkelerin doğalgaz ihtiyaçlarını kurulan bir borsa üzerinden sağlamıştır. Hem kendi kazanmış hem diğer ülkelere güvenilir bir gaz borsası sağlamıştır.

Türkiye, Avrupa’daki komşuları ile doğalgaz tüketimi bakımından karşılaştırıldığında 13 ülkeyi içerisine alan doğalgaz tüketiminin Türkiye’den daha az miktarı içerdiği görülmektedir. Ayrıca Türkiye, uzun bir zamandır komşusu Yunanistan’ın gaz ihtiyacını karşılamaktadır ve her sene yaklaşık 750 milyon metre3 miktarında gaz ihraç etmektedir.

Türkiye, ticaret hub ülke olma yolunda ilerleme isteğini gösterirken Hollanda’dan farklı olarak uzak ülkelerde üretilen LNG yakıtının da bu borsa üzerinden alım-satım işlemlerinin gerçekleştirilmesini istiyor. Bu durum, kazan-kazan sisteminin veriminin ve borsa hacminin artmasını sağlayacaktır. Türkiye, 2019 yılının sadece ilk 6 ayında 7 milyar metre3 LNG ithal etti. Sadece bu veriden yararlanarak bile Türkiye’nin LNG pazarından karlı çıkacağı ve bu genişlemeyi kaldırabileceği görülmektedir. Oluşturulacak borsa, şuan kullanımda bulunan EXIST (Energy Exchange Istanbul) borsasıdır. Türkiye; sadece petrol, doğalgaz, LNG değil aynı zamanda yenilenebilir enerji sektöründeki hacmini de arttırmaktadır.

Şimdi grafikler üzerinden, güneş ve rüzgar enerjisinin küresel çapta ülkelerin elektrik kullanım oranlarındaki payları göstermek istiyorum. Türkiye, yeni kurulan entegre güneş paneli fabrikası ile bu yolda daha ileriyi hedeflediğini göstermekte ve ithal edilen bir ürünün yerli imkanlarla üretimi ile cari açığı kapatma yönünde adımlar atmıştır. ABD’nin güneş panellerinde kullanılan 2019 yılına ait ABD verisine bakıldığında güneş panellerinde kullanılan solar fotovoltaiklerin ithalatında Türkiye’nin etkin pozisyonda olduğunu görebiliriz. Yeni kurulan güneş paneli fabrikası ile bu oran daha da arttırılabilir.

Türkiye, güneş ve rüzgar enerjisi kullanımında oldukça üst sıralarda yer almakta ve bu üretimi diğer yenilenebilir kaynaklarla desteklemektedir. Türkiye, enerjide bağımlılığını giderek azaltmaya ve enerjisini en verimli şekilde kullanmaya devam etmelidir. Türkiye’nin enerjide bağımsızlığa çıkış yolu “EXIST” olacaktır. Unutmayın bulanlar, arayanlardır.

Bu içeriğin her türlü sorumluluğu ve hakları yazar(lar)ına aittir.

YAZARLAR