Fotoğraf: Francisco Seco, AP

Hükümetler salgınla mücadelede ilk ve en önemli tedbir olarak “Evde kalın.” çağrısı yapıyorlar. Evde kalmak demek pek çok işçi için işlerini ve geçimlerini finanse edecek geliri kaybetmek demek. Sağlık endişeleri ve sosyal mesafe çağrıları dolayısıyla işlerini kaybetme zararından en çok etkilenen çalışan gruplardan biri de ev işçileri.

Tebrikler, bir felaketimiz oldu. Hayır, her yıl gördüğümüz ‘250 yılda bir görülen’ bu-kez-gerçekten-çok-kanlı ay tutulması, taşlar ve sopalarla yapacağımız bir dünya savaşı veya Pentagon’un gizlice görüştüğü uzaylı kolonları değil. Veganların, kırmızı et severlerin, çevrecilerin, sosyalistlerin, kapitalistlerin, papazların, devlet başkanlarının.. kısacası herkesin “Bu sebeple.” diyebileceği bir bulaşıcı hastalık felaketi. Neden doğduğuna değil de neler doğurduğuna bakmak çok daha kolay, orası kesin. İlk olarak hayatımıza “sosyal mesafe” kavramı girdi. Pekala bir sağlık bakanından akrabalarımızı ziyaret etmememiz gerektiğini, sevdiklerimizle tokalaşmamızın bile onların ölümüne sebep olabileceğini duymayı kanıksar hale geldik.

Grafik Tasarım: Barış Gençyılmaz

Defaatle çıkmamamız öğütlenen evlerimiz kimimiz için ‘koza’ kimimiz için ‘çilehane’ oldu. Nolan’ın iple çektiğimiz yeni filminin vizyon tarihinin ertelendiğini, en sevdiğimiz falafelciye uzun bir süre gidemeyeceğimizi öğrendik. Merakla ve sabırsızlıkla beklediğimiz derbi bir anda tarihe karışmış, yeni modelini görmek için oldukça heyecanlandığımız aracın üretimi geçici bir süreyle durdurulmuştu. Peki bu süreçte gidemediğimiz sinemada çalışan gişe görevlisini, yediğimiz en lezzetli yemeği yapan aşçıyı, stadyumda çalışan temizlik personelini, motor fabrikasındaki işçileri düşündük mü? Film izlemek için sinemaya gidemediğimizde, canımızın çektiğini yiyemediğimizde kendimizi sağlığımızı koruduğumuz gerçeğiyle teselli ettik. Peki ücretsiz izne çıkarılan gişe görevlisi ve kilit vurulan restorandaki aşçı için de ​her şeyin başı sağlık mıydı?

İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana dünyanın karşılaştığı en büyük küresel kriz olan Covid-19 pandemisi, halk sağlığı kadar ekonomileri de ciddi ölçüde tehdit ediyor ve işgücü piyasalarında benzeri görülmemiş daralmalara yol açıyor. Dünyadaki toplam işgücünün yaklaşık %68’i, işyerlerinin kapatılmasını zorunlu kılan veya kapatılmayı öneren ülkelerde yaşıyor. İşyerlerinin kapatılması, işletmelerin ve serbest çalışanların mevcutta yürüttükleri işleri üzerinde derhal ve ciddi bir etkiye sebep oluyor, çalışanları ve işverenleri yüksek oranlı bir iflas riski altında bırakıyor.

Ekonomik Salgın

Öyle ki uzmanlara göre kısıtlama tedbirleri kaldırıldıktan sonra dahi, hayatta kalan işletmelerin iyileşmeleri belirsiz ve yavaş olacağından refaha ulaşmada engeller devam edecek. İşletmelerin yeniden iş yürütmeye başlatmaları, kapanan işletmelerin yerlerine yenilerinin açılması, işyerlerindeki sağlık ve güvenlik önlemlerinin revize edilerek kurulması gibi işlemler için ciddi finansman ayarlamaları yapılması gerekiyor. Hükümetlerin pandemi sürecindeki ‘ekonomik salgınla’ nasıl mücadele edecekleri de, her şey bittiğinde nerede olduklarını gösterecek önemli bir kriter. Covid-19 mücadelesinde hangi ekonomiler iyileşirken hangileri yoğun bakımda tedavi görecek, merak konusu.

​Hükumetler salgınla mücadelede ilk ve en önemli tedbir olarak “Evde kalın.” çağrısı yapıyorlar. Evde kalmak demek pek çok işçi için işlerini ve geçimlerini finanse edecek geliri kaybetmek demek. Sağlık endişeleri ve sosyal mesafe çağrıları dolayısıyla işlerini kaybetme zararından en çok etkilenen çalışan gruplardan biri de ev işçileri. Dünyada %75’i kayıt dışı olmak üzere, 67 milyonu aşkın ev işçisi çalışıyor.

Çocukların ve yaşlıların bakımını üstlenmek, ev temizliğini sağlamak, ev düzenini yerine getirmek, evde ikamet edenlerin çeşitli ihtiyaçlarını görmek gibi iş tanımlarına sahip ev işçileri özetle, ücretli olarak ev içi hizmetleri görüyorlar. Pek çok işyerinin ve kamu müesseselerinin kalıcı veya geçici olarak kapatılması sonucu ev işçilerine ya ihtiyaç kalmıyor ya da virüse yakalanmama kaygısıyla işlerine son veriliyor. Hükümetlerin alacağı birkaç önlem sayesinde mağduriyetlerin pek çoğunun önüne geçmekse mümkün. Sosyal koruma kapsamını genişleterek ev işçilerini de bu alana dahil etmek ve işveren olarak hala ev işçisine ihtiyaç duyan ev hanelerine finansal destekte bulunmak bu tedbirlere örnek olarak sayılabilir. Halihazırda Fransa, Portekiz, Belçika, gibi bazı ülkeler özellikle pandemi sürecinde doğan ev işçilerinin zararlara karşı, işsizlik yardımlarını ev işçilerinin belirli kategorilerini de kapsayacak şekilde genişlettiler. İspanya ise, işsizlik sigortasından ev işçilerinin de faydalanmasını sağlayacak yeni düzenlemelere yer verdi.

İşsizliğin yanı sıra, risk altında çalışmaya devam eden sektörler de var. Sağlık sistemi çalışanları başta olmak üzere, pek çok emekçi, salgına rağmen çalışmaya ve insanların temel ihtiyaçlarının karşılanmasına devam ediyor. Tarım faaliyetleri, ulaşım hizmetleri ve karşılanması zorunlu ihtiyaçları gören kamu işleri buna örnek verilebilir. Gerek çalışma sürecinde çalışan işçilerin sağlıklarını koruyacak önlemler almak, gerekse de pandemiden dolayı işlerini geçici veya kalıcı olarak kaybetmiş işçilerin ve bakmakla yükümlü oldukları kişilerin mağdur edilmemesi için devletlere çok büyük bir ödev düşüyor: Kısa, orta ve uzun vadeli planlar yaparak bireysel, bölgesel ve toplumsal çözümler bulmak. Covid-19 krizi sürecinde çalışma hayatıyla ilgili düzenlemeler yapan bazı ülkelerin çözümlerine yakından bakmakta fayda var.

‘Alman Disiplini’ Gerçeği: Almanya

Fotoğraf: Tobias Schwarz

Sosyal mesafe tedbirlerinin alınmasıyla birlikte, hizmet sektöründe büyük sorumlulukların altında olan belediyelerin tesislerine geçici süreyle kilit vuruldu. Toplu taşımadan müzelere, halka açık yüzme havuzlarından restoranlara; belediyelerin yürüttükleri faaliyetler salgın hastalık sebebiyle etkinliğini yitirmeye başladı. Çalışmayan tesislerde istihdam edilen personellerin ise kaygıları belirsizlikle harmanlanmadı. Berlin merkezli bir sendika olan ver.di​, kamu sektöründe kısa süreli çalışmayı mümkün kılan bir anlaşma imzaladı. Bu anlaşma ile kısa süreli çalışma ödeneği %95’lere ulaşırken, kısa süreli çalışma süreci ve takip eden 3 ay boyunca işten çıkarmalar da kesinlikle masanın dışında bırakıldı. 1 Nisan’da yürürlüğe giren anlaşma, 31 Aralık 2020’ye kadar geçerli olacak. Kısa süreli çalışma ödeneği konusunda Almanya’nın aldığı bir başka önemli tedbir ise ödeneği almaya hak kazanan işçileri sevindirecek cinsten: ödenek alan işçi eğer pandemi sürecinde başka bir işte çalışmaya başlar ve oradan gelir elde ederse, ek geliri kısa süreli çalışma ödeneğini etkilemeyecek ve herhangi bir düşüş uygulanmayacak.

Serbest çalışan işçiler ve küçük işletmeler için ise bir yardım paketi açıklandı. Bu pakete göre, yürütülen işin büyüklüğüne bağlı olarak federal hükümetten bir defaya mahsus olmak üzere acil yardım alınabilecek. Karşılaşılan ekonomik zorluğun doğrudan Covid-19 kriziyle bağlantılı olması ve bir zarara uğranılmışsa bu zararın 11 Mart 2020’den sonra meydana gelmesi ise yardıma başvurmak için gereken şartlar olarak belirtildi.

Almanya, pandemi sürecinde yeterince gelir elde edemeyen işletmeler için bankaları da çözüm seferberliğinde aktif olarak kullanıyor. Federal devlet yatırım bankalarından KfW aracılığıyla işletmeler için kredi limitlerini ve devlet garantilerini genişletiyor.

Geçer Akçe: Güney Kore

Fotoğraf: Jacquelyn Martin, AP

Kore Şirketler Federasyonu üyeleri ve hükümeti temsilen Bakanlar arasında 6 Mart’ta Kore Ekonomik, Sosyal ve Çalışma Komisyonu’nda (ESLC) Covid-19 Kriz Bildirgesi imzalandı. Bildirgede pandeminin neden olduğu ekonomik yavaşlama ve işgücü piyasası krizinin üstesinden gelmek için eylem planlarına yer verildi. İşten çıkarmalar yerine vardiyaların yeniden düzenlenmesi yoluyla çalışma saatlerinin azaltılmasına karar verildi. 18 Mart’ta devlet başkanı Moon Jae-in tarafından “Finansal Acentaların Acil Durum Toplantısı” toplandı ve Kore Sendikalar Konfederasyonu KCTU, Covid-19 krizinden mağdur olan işçilerin işlerini ve gelirlerini korumak için acil önlemleri tartışmak üzere Üçlü Danışma Organı kurmak istedi.

İlerleyen süreçte Kore hükümeti, sıklıkla farklı işkollarındaki işçi ve işveren sendikalarıyla irtibat kurarak sektörel mali yardımlar açıkladı. Evden çalışma, kısa süreli çalışmalar gibi düzenlemeleri yapmanın yanı sıra Kore hükümetinin ekonomik mücadelede en çok takdir edilesi yaklaşımı, iyi analizler yapması oldu. Zira devlet, krizden en çok etkilenen sektörleri tespit ederek özel istihdam destekleri açıkladı. Bu destekler kapsamında seyahat endüstrisi ve turist konaklama merkezlerine ek yardımlar yapıldı.3 Sosyal güvenlik tedbirleri açısından da sınıfı geçtiği iddia edilebilecek Kore, çocuk bakımı ihtiyacı olan işçiler için mevcutta olan yardım politikalarını genişletti. Düşük gelirli işçiler ve bağımlı serbest meslek erbaplarının gelir kredilerinden daha kolay faydalanabilmeleri için ülkedeki çeşitli bankalarla anlaşmalar imzaladı. İşlerini yürütmeye devam eden işyerlerinde sağlık tedbirlerinin güçlendirilmesi için yeni bir denetim mekanizması geliştirdi ve zorunlu eğitimler düzenledi.

Ulusal Sağlık Sigortası kapsamında; dağıtım çalışanları, toplu ulaşım şoförleri, denizaşırı hizmet çalışanları ve yabancı işçiler de dahil olmak üzere yüksek sağlık riski altındaki işyerlerinde çalışan, maske satın almakta zorluk çeken işçilere ücretsiz maske sağlandı. Korunmasız gruplar için sağlanan mali desteklerin yanında hem tüketiciler hem işletmeler için çeşitli vergi muafiyetlerine gidildi. Özel tüketim ve gelir vergilerinde geçici süreyle yüksek oranlı indirimler kabul edildi, sosyal güvenlik sigortası primlerinin ve faturaların yükleri hafifletildi. Çeşitli işyerlerine kesilmiş para cezalarının ödeme tarihleri ertelendi.

Soğukkanlı Bir Politika: İngiltere

Covid-19 salgını sonrası ortaya çıkan istihdamsızlık kriziyle mücadelede İngiltere’nin cesur ancak sürdürülebilirliği konusunda soru işaretlerini barındıran bir politika yürüttüğü rahatlıkla söylenebilir. İngiltere Maliye Bakanı Rishi Sunak, Avam Kamarası’nda yaptığı konuşmada ‘çalışmanın saygınlığına inandıklarını ve krizden dolayı çalışamayan işçileri ve ailelerini korumak için ellerinden geleni yapmaları gerektiği’nden bahsederek , koronavirus salgını sebebiyle ücretsiz izne çıkarılan işçilerin maaşlarının Haziran ayına kadar ödeneceğini açıkladı. Bu yardım paketine göre işçi başı üst sınır 2500 Sterlin4 olarak belirlendi. İngiltere’nin “virüsü kontrollü yayma” politikası, normal hayata geçişi yavaşlattığından, süre daha sonra Ekim’e dek uzatıldı. Ancak ikinci yardım kararında Haziran ve Ekim arası ödemelerinin bir kısmının işverenlerden karşılanacağına yer verildi.

2500 Sterlin, üst sınır olmasına karşın, salgın sürecinde en mağdur işçinin maaşının neredeyse %80’inin ödenmesi demek. Mayıs itibariyle 8 bine yakın şirketin neredeyse 6.3 milyon çalışanı, İngiliz hükümetinin yardım paketinden yararlanıyor. Bu sayı ise İngiltere işgücünün %23’ünü oluşturuyor. Yardım paketine başvurular da her geçen gün artmaya devam ediyor. Ana muhalefetteki İşçi Partisi ve bazı büyük İngiliz şirketleri hükümet yardımının daha uzun süreli uygulanması gerektiğini söylese de evdeki hesap, Maliye Bakanlığına göre, çarşıya uymuyor. Zira ödemeler planlandığı gibi Haziran ayında devam etmiş olursa devlet kasasından çıkan toplam paranın 30 milyar Sterlini aşacak. Bu durumu Sunak, “Milli sağlık sistemimize ayırdığımız bütçeye denk bir parayı bu programa harcıyoruz ve sırf devlet finanseli bu yardımların sürdürülebilir olması mümkün değil.” diyerek açıklıyor. Ekonomistlere göre 2020 pandemisi, İngiltere ekonomisinde %6.5 küçülmeye sebep olacak.

Türkiye?: Türkiye.

30 Mart’ta Ankara hükümeti, pandemi sebebiyle ekonomik açıdan zorluklar çeken düşük gelirli kişilere yardım amacıyla bir “Ulusal Dayanışma Kampanyası” başlattı ve 20 Mayıs itibariyle kampanyadan toplanan toplam bağış miktarı, 2 milyar Türk Lirası’nı aştı. Sosyal koruma kapsamında emeklilere Ramazan Bayramı ikramiyeleri erken ödendi, en düşük emekli maaşı 1500 Liraya yükseltildi.

16 Nisan 2020’de 7244 sayılı yeni bir kanuni düzenleme kabul edildi. Yeni yasaya göre bazı alacakların ertelenmesi, yapılandırılması ve hatta alınmamasına karar verildi. Her türlü iş ve hizmet akdiyle çalışan işçilerin sözleşmelerinin, 17 Nisan 2020 tarihinden itibaren üç ay süreyle işveren tarafından feshedilemeyeceğine yer verildi. Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzeri sebepler ise kuraldan ayrık tutuldu. Cumhurbaşkanına belirlenen fesih süresini 6 aya kadar uzatma yetkisi verildi. Pandemi nedeniyle yapılan kısa çalışma başvurularının hızlı bir şekilde sonuca bağlanması için 60 güne kadar sürebilen uygunluk tespitinin tamamlanması koşulu kaldırılarak Kısa çalışma ödeneğinde uygunluk testi gerçekleştirilmeksizin ödeme yapılmasının yolu açıldı.

Kısa çalışma ödeneği, Anayasa ikinci maddede yer verilen sosyal devlet ilkesine paralel olarak getirilmiş bir düzenleme. İşyerlerinde faaliyetin kısmen veya tamamen durmasına, haftalık çalışma sürelerinin önemli ölçüde azalmasına sebep olan genel bir ekonomik kriz veya Covid-19 salgını gibi zorlayıcı sebeplerin oluşması durumunda, işyerinde üç ayı aşmamak üzere sigortalı işçilere çalışamadıkları süre için gelir sağlayan bir sigortası uygulaması. Kısa çalışma ödeneğine başvurabilmek için aranan son üç yılda 600 gün prim ödemiş olma şartı, 450 güne düşürüldü. Yine de pek çok sendika tarafından hala yüksek olduğu sebebiyle bu düzenleme eleştiriye maruz kaldı. Keza sendikalar da bu süreçte çeşitli yardım paketleri açıkladılar. Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası (MESS), 500 milyon Liralık ‘Covid-19 ile Mücadele Destek Paketi’ açıklayarak üyelik aidatlarının 6 ay süreyle askıya alınması, işçi çocuklarına eğitim bursu verilmesi gibi faaliyetlerde bulunacaklarını taahhüt etti.

Nakit akışı aksaklıkları yaşayan firmaların, esnaf ve sanatkarların kredi ödemeleri 3 ay ertelendi. Ücretsiz izin almak zorunda kalan ve kısa süreli çalışma ödeneğinden yararlanamayan çalışanlara aylık 1170 Türk Lirası tutarında mali destek sağlanacağı açıklandı. İlk olarak 18 Mart 2020’de açıklanan ve kademeler halinde ilerletilen 100 milyar Liralık Ekonomik İstikrar Kalkanı paketinde ​maliye politikası ağırlıklı bir yaklaşıma yer verildi. Paket kapsamında yaklaşık 1.9 milyon vergi mükellefinin gelir vergisi ödemeleri ve kredi kartı ödemeleri ertelendi. Belediye bütçelerindeki kısıntılar askıya alındı. Varlık Fonu’nun, ekonomik güçlüklerle karşılaşan özel şirketleri devralacağına ve devralınmasına aracı olacağına karar verildi. Çeşitli devlet bankaları aracılığıyla tarım, hayvancılık, turizm, sağlık gibi sektörlerin işçilerine özel krediler sağlandı, bu işçilerin vergi ödemeleri geçici süreliğine cezasız olarak askıya alındı.

Para Politikası

“Ekonomik büyüme, istihdam artışı ve fiyat istikrarı gibi hedeflere ulaşabilmek için paranın elde edilebilirliğini ve maliyetini etkilemeye yönelik olarak alınan kararlar.” Bu, Merkez Bankası’nın “para politikası” tanımı.

Daha açıklayıcı olmak gerekirse para politikası; bu politikayı belirlemek ve uygulamaya koymak için tek yetkili kuruluş olan Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın, dolaşımda olan paranın fiyatını ortaya koymak için aldığı kararlar serisi olarak da ifade edilebilir. Ekonomik krizlerde sağlıklı bir piyasaya kavuşabilmek için hükümetlerin başvurmayı tercih ettiği yöntemlerden biri. Ancak Covid-19 salgını sürecinde doğan tutulmayı engellemek için Türkiye’nin para politikası uygulaması bizi efektif çözümlere götürür mü? İktisatçı Gülçin Özkan’a göre bu sorunun cevabı: Hayır. Bunun anlaşılması kolay ve açık birkaç sebebi var. Özkan’a göre Merkez Bankası’nın faizleri düşürmesi uluslararası arenada bizi öne götürecek bir adım değil. Çünkü pandemi döneminde pek çok ülke faizleri sıfıra ve hatta altına çektiği için Türkiye’nin hareket kabiliyeti kısıtlı olacak. Bunun yanında, işini kaybetmiş veya kaybetme riskiyle karşı karşıya olan vatandaşlar öncelikle tüketime değil, tasarruf yapmaya eğilimli. Sosyal mesafe tedbirleri dolayısıyla tüketim faaliyetleri de kısıtlanmış durumda. Şirketler için de durum çok farklı değil, faizlerin düşmesi, yüksek iflas riski altındaki şirketlerin yatırım yapmalarına teşvik oluşturmuyor.

Maliye Politikası

İktisat politikasının bir diğer kolu ise maliye politikası. Maliye politikasını; devletin vergilendirmeleri, kamu harcamalarını, kamu borçlanmalarını kullanarak ülke içi ekonominin tam istihdama ulaşmasını sağlamak ve olası ekonomik tutulmaları engellemek için aldığı kararlar olarak tanımlamak mümkün. Para politikalarının uygulanması salgın hastalık krizi sürecinde etkin çözümlere ulaştırmayacağı için Türkiye özelinde maliye politikalarına başvurmak en büyük çare olarak görülüyor. Buna göre açıklanacak yardım paketlerinde ilk olarak işlerini kaybedenlere gelir desteği sağlanması önem arz ediyor. Çünkü destek sonucu ulaşılacak fayda hem desteği alanlar ve ailelerine hem de topluma etki edecek. Gelir desteği sonucu tüketicilerin de piyasada daha aktif olacağı düşünülürse, ekonomik daralmanın azalmasına yardım edeceği söylenebilir. Gelir destekleri ve sosyal korumaların kayıt dışı işçileri de kapsaması ise çok önemli bir başka husus. Zira iktisatçılara göre pandemi süreci, kayıt dışı çalışanların da kayıt altına alınması için bir fırsat olarak değerlendirilebilir. Türkiye’nin uygulayacağı yardım paketinde gelir desteği alan kişilerin ücretsiz izinli sayılmalarını sağlamak, iş sözleşmelerinin sürekliliğini sağlayacak ve normalleşme döneminde olası uyum giderlerinin azaltılmasına da yardımcı olacaktır. Bununla birlikte, Türkiye’nin İngiltere gibi yoğun mali destekli bir organizasyonda bulunması da ekonomik realiteler göz önüne alındığında mümkün değil. Zira bu güvencenin faturası devlet bütçesi için hayli yüksek ve herhangi bir dış borçlanma yoluna gidilmeksizin, maliye politikası araçları ile finanse edilmesi ihtimal dahilinde değil.

Ne Yapılmalı?: Dünya

Uluslararası Çalışma Örgütü ILO, uluslararası çalışma standartlarını esas alarak Covid-19 ile mücadelede 4 unsur belirledi ve hem hükümetlerin politika çerçevelerinin hem de işletme organizasyonlarının bu unsurlar dikkate alınarak oluşturulması gerektiğini açıkladı.

  1. Ekonomi ve istihdam olabildiğince ​teşvik edilmeli. Bu konuda en büyük sorumluluk, kuşkusuz ki hükümetlere düşüyor. Hükümetler aktif ve sirkülasyona müsait bir maliye politikası belirleyerek para hareketlerini “akılcı” adımlarla düzenlemeli. Örgüte göre, sağlık sektörü de dahil olmak üzere belirli sektörlere borç vermek ve finansal destek sağlamak çok önemli.
  2. İşletmelerin, işlerin ve gelirlerin ​desteklenmesi​, piyasanın durgunluğunun önüne geçmede en etkin adımlardan biri. Örgütün politikasına göre sosyal koruma kapsamlarının herkes için genişletilmesi, ve istihdamda tutulmalara karşı önlemlerin uygulanması hem üreticiler hem tüketiciler bakımından faydalı olacak. Girişimler ve işletmeler için somut mali desteklerin yanında vergi indirimleri gibi koruma tedbirlerinden de kaçılmamalı.
  3. İşyerinde ​çalışanların korunması​,yürütülen işin verimliliğini doğrudan etkileyen bir başka tedbir olarak karşımıza çıkıyor. Bu amacı sağlamada devletlere olduğu kadar işverenlere de büyük sorumluluk düşüyor. Korunmayı etkili hale getirmek için alınabilecek önlemler kapsamında çalışanlar arasındaki ayrımcılığın ve dışlanmanın engellenmesi, iş sağlığı ve güvenliğini sağlamak etkin adımlar atılması yer alıyor. Bunların yanında, uzaktan çalışma gibi çalışma yöntemlerinin düzenlenmesi ve yaygınlaştırılması, özellikle pandemi sürecinde gerekli olan sağlık erişiminin çalışanların hepsi bakımından kolaylıkla ulaşılabilir hale getirilmesi de gündeme geliyor. Ücretli izne erişimin işyeri çapında genişletilmesi ve işverenlere bunu sağlayabilmeleri için devletin finansal yardımda bulunması da çalışanların korunmasına hizmet edecek tedbirler arasında.
  4. Her şeyin ötesinde, aslında en önemli unsurun, çözümler için ​sosyal diyaloglara güvenmek olduğu söylenebilir. Hem işveren hem işçi örgütleri, dernekler, sendikalar organizasyonlarını güçlendirmek için gerektiği yerde işbirliği yapmaktan kaçınmamalılar. Kapasitelerinin genişletilmesi ve dayanıklılıklarının artırılması için gerekenin de, örgütler ve devlet arasında sağlıklı bir arz talep dengesinin yaratılması olduğu söylenebilir. Toplu sözleşmelerin yapılması, kurumsal çalışma ilişkilerinin pandemi sürecine uygun olarak revize edilmesi, bürokratik süreçlerin etkili ve hızlı olarak yürütülmesi de sosyal diyalogu kurmada önemli araçlar olarak sayılabilir.

Kaynaklar:

  • 7244 sayılı Yeni Koronavirüs (Covid-19) Salgınının Ekonomik ve Sosyal Hayata Etkilerinin Azaltılması Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (​https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2020/04/20200417-2.htm​)
  • Demir, Fevzi (2006), ​Sorularla Bireysel İş Hukuku 1. Cilt​, Ankara: Şen, Türkiye Barolar Birliği Yayınları
  • ILO Monitor: ​COVID-19 and the world of work.​Second edition, 7 Nisan 2020
  • ILO Monitor: ​COVID-19 and the world of work.​3rd Edition. 29 Nisan 2020
  • Salgının ya da açlığın ötesi: Ev işçilerine üçüncü seçenek sunmak​, Uluslararası Çalışma Örgütü ILO Verileri
  • Ülkelerin Politikaları Hakkında: https://www.ilo.org/global/topics/coronavirus/country-responses/lang–tr/index.htm#
  • https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-52539494
  • http://english.moef.go.kr/pc/selectTbPressCenterDtl.do?boardCd=N0001&seq=4836
  • https://sarkac.org/2020/04/covid19-tedbirlerinin-turkiye-ekonomisine-etkisi-cozum-onerileri/
  • https://t24.com.tr/haber/mess-ten-500-milyon-liralik-sanayiye-destek-paketi,869218
  • https://t24.com.tr/yazarlar/gulcin-ozkan/ekonomiyi-kurtarmaya-can-kurtararak-baslayabiliriz,26076
  • https://www.sozcu.com.tr/2020/ekonomi/kisa-calisma-odenegi-kimler-alabilecek-kisa-calisma-odenegi-icin-nasil-basvurulur-5709940/

Bu içeriğin her türlü sorumluluğu yazara / yazarlara aittir.