Virüse Korona adı verilmesinin sebebi virüsün taç şekline benzemesi ki kelime, Latince taç (coronam) anlamına geliyor. Dünya üzerinde hakimiyetini ilan edip tacını giymiş olan Koronavirüs’ü kandırmak için maske takıyoruz diyebiliriz. Maske kelimesini 19. yüzyılda dönemin dil kuralları bağlamında maska/maske şeklinde, 20. yüzyılda mask şeklinde almışız. Mask şeklini çok sevmemiş olacağız ki şu an yoğun olarak maske şeklini kullanıyoruz.

Dünyada ve ülkemizde dil üzerine çeşitli tanımlamalar yapılmış. Belki de bu tanımlardan en güzeli Muharrem Ergin’in dil tanımıdır. Muharrem Ergin’e göre dil, insanlar arasında anlaşmayı sağlayan tabii bir vasıta; kendi kanunları içinde yaşayan ve gelişen canlı bir varlık; milleti birleştiren, koruyan ve onun ortak malı olan sosyal bir müessese; seslerden örülmüş muazzam bir yapı; temeli bilinmeyen zamanlarda atılmış bir gizli antlaşmalar sistemidir. Muharrem Ergin kendi tanımı üzerine dilin her şeyden önce bir anlaşma vasıtası olduğunu, gelişigüzel veya yapma bir vasıta olmayıp kendiliğinden oluşan doğal bir vasıta olduğunu söyler. ‘Tıpkı canlı varlıklara benzer bir şekilde birtakım değişiklikler ve gelişmeler gösteren canlı bir varlıktır’ der. Dilin bir vasıta oluşunu ve canlılığını içinde bulunduğumuz bu zorlu salgın döneminde de hissediyoruz.

Dünyamız şu an ismini COVID-19 koyduğu bizim Koronavirüs dediğimiz hatta Çin Virüsü olarak da tabir edenlerin olduğu zorlu bir enfeksiyon hastalığını yenmekle meşgul durumda. İnsanlık olarak bizler de bu virüse kapılmamak ve onu yenmek için sağlık uzmanlarının önerilerine uymaya çalışarak hayatlarımızı devam ettiriyoruz. Tabii ki gün içerisinde kullandığımız dil veya sosyal bir varlık olan insanların konuşurken kullandığı kelime ve cümlelere bu salgın, etkisini gösteriyor. 

Dünyamızın geçmiş zamanlarda da çeşitli salgın dönemlerinden geçtiğini biliyoruz. Geçmişteki salgın zamanlarından edindiğimiz bilgi ve tecrübeler bize bir salgın kültürü kazandırdı diyebiliriz. Bir kültürün de ilk ve en temel unsurunun dil olduğunu düşünürsek salgınların dile olan yansımasını doğal karşılamamız gerekir.  

İncelememize salgın kelimesinin kendisinden başlayalım. 

Sal- fiil köküne +gın partisip eki getirilerek oluşturulmuş ve kısa zamanda çevredeki insan, hayvan veya bitkilerin büyük bir bölümüne bulaşan anlamına geliyor. Bu dönemde belki de en çok duyduğumuz kelimelerden biri olan pandemi de salgının küresel bir boyutta etki gösterdiğini anlatıyor. Güncel Türkçe Sözlük içerisinde birebir karşılığı ve anlamı olmasa da pandemi kelimesine küresel salgın dememiz yanlış olmaz. Pandemi kelimesi Eski Yunanca pándēmos (Tüm halkla ilgili, umumi) kelimesinden türetilmiş. Pan(to)+ (tüm, hep, her) ve dem(o)+ (1. diyar, memleket, ülke, 2. taşra halkı, memleketli, 3. halk, ahali) kelimelerinin birleşiminden oluşmuş. Bu dönemde karantina kelimesini de çok kez duyduk ve söyledik. Karantina kelimesi Venedikçe cuarantína “Venedik’e gemiyle gelen yolculara uygulanan kırk günlük karaya çıkma yasağı” sözcüğünden alıntılanmış. Venedikçe sözcük Venedikçe cuaranta “kırk” sözcüğünden +in° ekiyle türetilmiş. Bu sözcük Latince aynı anlama gelen quadraginta sözcüğünden alıntılanmış. Latince kırk anlamına karşılık gelen quadraginta sözcüğü de kare anlamına gelen quadrum kelimesinden türemiş. Karantina kelimesinin Güncel Türkçe Sözlükteki karşılığı da ‘‘Bulaşıcı bir hastalığın yayılmasını önlemek için belli bir bölgenin veya yerin kontrol altında tutulup giriş çıkışların engellenmesi biçiminde uygulanan sağlık önlemi’’ olarak verilmiş.

Sosyal kelimesi anlam bakımından insanlar arasındaki dostluğu, yoldaşlığı, toplum olma becerisini anlatıyor.

Dil; sosyal birlikteliği sağlayan, kültürün en önemli unsuru. Bu dönemde ise sosyal birlikteliğimizi en çok sosyal mesafe ile sağlamaya çalışıyoruz. Virüsün bulaşıcılığını önlemek amacıyla birbirimizden olabildiğince uzak durarak birbirimizi koruyoruz. Sosyal kelimesi İngilizce ve Fransızca social kelimesinin karşılığıdır ve dostluk ve yoldaşlık eden, cana yakın, topluma uygun, toplumu gözeten, toplumsal anlamlarına gelir. Kelimenin kökeni de Latince socialistir, dostluk ve yoldaşlığa ilişkin, dostane anlamlarında kullanılmış. Kelime, Latince socius (yoldaş, ortak, müttefik) sözcüğüne +al ekinin getirilmesiyle oluşmuş. Bugün sektörel, küresel, finansal, ulusal gibi kelimelerde kullandığımız ek de aynı ek, yanlış hece bölünmesi sebebiyle biz bu ekin bir de -sal, -sel şeklini üretmişiz. Konudan uzaklaşmadan sosyal kelimesi anlam bakımından insanlar arasındaki dostluğu, yoldaşlığı, toplum olma becerisini anlatıyor. Bugünlerde bizleri evlerimize hapseden gudubet virüs sebebiyle biz, bu birlikteliğe bir ‘’mesafe’’ getirerek ne kadar sosyal olabildiğimizi de göstermiş olduk.

Mesafe kelimesi Arapça kökenli bir sözcüktür.

Swf kökünden türemiş ve masâfa(t) olarak uzaklık, yolculuk menzili anlamlarında kullanılmıştır. Kelime, Arapça sâfa (kokladı) fiilinin maf’ala(t) vezninde ismi zaman ve ismi mekân olarak çekimlenmiş. Bu kısım biraz anlaşılmaz olmuş olabilir. Kısacası kelime bize bir uzaklık ifade ediyor. Güncel Türkçe Sözlük de kelimeyi ‘‘ara, uzaklık, ilişkilerde çok içten olmama durumu, resmiyet’’ olarak tanımlamış. Latince kökenli soysal kelimesiyle Arapça kökenli mesafe kelimesi bir araya geliyor ve bizi birbirimizden uzaklaştırarak virüsü yenmemizin formülünü veriyor. Formül sadece sosyal mesafeden ibaret değil maalesef. Bu formülün bir diğer unsuru da hijyen, özellikle de el hijyeni. Biz hijyen kelimesini Fransızcadan almışız. Kelimenin Fransızca hali hygiène şeklinde ve ‘sağlığa uygunluk’ anlamına geliyor. Kelimenin kökeni de Eski Yunanca hygiḗs ὑγιής “sağ, sağlıklı” sözcüğünden türetilerek hygieinós ὑγιεινός  “sağlığa yararlı” şekline getiriliyor. Biz kelimeyi ilk olarak Fransızların okuduğu şekliyle almışız. Kelime Fransızca telaffuzunda ijyen şeklinde ve biz de ilk olarak ijyen şeklinde yazmış ve okumuşuz. Yakın dönemde İngilizce telaffuzun etkisiyle kelimeyi hijyen şeklinde okuyup yazıyoruz. Kelime Güncel Türkçe Sözlük’te ‘Sağlık bilgisi, sağlık koruma, hıfzıssıhha, sağlığa zarar verecek ortamlardan korunmak için yapılacak uygulamalar ve alınan temizlik önlemlerinin tümü’ anlamlarında tanımlanmış.

Formülümüzün üçüncü ögesi ise maske.

Zor da olsa son dönemlerde maskenin önemini anlamaya biraz biraz başladık. Maske kelimesi Güncel Türkçe Sözlük’te beş farklı anlamda tanımlanmış. Biz ise bu dönemde daha çok kelimenin ikinci tanımı olan ‘korunmak için özel olarak yapılıp yüze geçirilen’ şey anlamında kullanıyoruz. Kelimeyi Fransızca masque sözcüğünden almışız. Fransızlar bu sözcüğü ‘şaklabanlık ve maskeli balo’ anlamına gelen masquerade kelimesinden türetmişler. Masquerade kelimesini de Arapça maskaralık anlamına gelen masχara(t) kelimesinden almışlar. 

Veba Salgını zamanında kullanılan maske.

Bildiğimiz gibi virüse Korona adı verilmesinin sebebi virüsün taç şekline benzemesi ki kelime Latince taç (coronam) anlamına geliyor. Dünya üzerinde hakimiyetini ilan edip tacını giymiş olan Koronavirüs’ü kandırmak için maske takıyoruz diyebiliriz. Maskaralık belki de ciddi bir iştir. Maske kelimesini 19. yüzyılda dönemin dil kuralları bağlamında maska/maske şeklinde, 20. yüzyılda mask şeklinde almışız. Mask şeklini çok sevmemiş olacağız ki şu an yoğun olarak maske şeklini kullanıyoruz.

Vaka, Test, Entübe ve Pik

Bu dönemde cevabını merakla beklediğimiz kalıp sorularımız oluştu. Bugünkü vaka sayısı kaç, ne kadar test yapıldı, entübe hasta sayısı ne kadar oldu, pik noktasına ne zaman ulaşacağız özellikle sorduğumuz ve cevabını aradığımız sorular. Bu sorulardaki anahtar kelimelerimiz vaka, test, entübe ve pik. Bu kelimeleri teker teker inceleyelim.

Vaka kelimesi pandemi öncesi de günlük yaşamda sıkça kullandığımız bir kelime. Arapça kökenli olan kelime ‘olay, hadise’ anlamlarına geliyor. Bugünlerde biz bu kelimeyi hastalanmış kişi anlamında kullanıyoruz.

Test kelimesi ise özellikle öğrencilerin çokça kullandığı, bildiği ve sevdikleri bir kelime. Sevdikleri kısmı biraz şüpheli. Test kelimesi Latince kökenli bir kelime. Latince saksı, kâse anlamlarına gelen testa kelimesinden türemiş. Eski Fransız dilinde de ‘altın ve gümüş tahlili için kullanılan toprak kâse’ anlamında test olarak kullanılmış. İngilizceye de ‘gümüş ve altını sınamak; denemek, sınamak’ anlamlarında to test fiili olarak kullanılmış ve denemek, sınamak anlamlarına gelen test ismi türetilmiş. Test kelimesi TDK’de dört farklı şekilde tanımlanmış. Biz ise salgın sebebiyle bir tıbbi terim olarak ‘bir hastalığın varlığını ve niteliğini anlamak için yapılan laboratuvar araştırması’ anlamında kullanıyoruz.

Entübe kelimesi bize biraz uzak bir kelime. Bizim dilimize Fransızcadan geçmiş ve Fransızca tüp anlamına gelen tube sözcüğünden in+1 önekiyle ‘tüplenmiş, tüple beslenen’ anlamlarına gelen intube kelimesi türetilmiş. Kendi başına nefes alamayan hastalara uygulanan bir işlem.

Son olarak hepimizin kurtuluş günlerinin başlangıcı olacağına inandığı pik noktası var. Pik kelime anlamı olarak ‘dökme demir, geminin kıç tarafındaki bayrak serenine açılan üçgen biçimindeki yelken ve değer bakımından yükselme’ anlamlarına geliyor. Tabii ki bizim kastettiğimiz pik, üçüncü anlamı olan değer bakımından yükselme. Dilimize İngilizceden geçmiş. Bir şeyin sivri ucu, zirve, doruk, ibik anlamlarına gelen peak kelimesinden almışız. Bu manada pik noktası dediğimiz zaman bir şeyin ulaşabileceği en yüksek rakamı, değeri, yeri belirtiyoruz. 

Zamanında Ne Kullandık?

Tarihin meşgul olduğu ilk salgın hastalık Covid-19 değil tabii ki. Dünya veba ve kolera gibi salgın hastalıklarla da uğraştı. Bu salgınlardan Osmanlı toprakları da etkilendi. O dönemde gerçekleşen salgınlarda kullanılan birkaç kelimeden bahsedelim. Veba ve kolera salgınları döneminde salgın kelimesini müstevliye ve emraz-ı sâriye olarak adlandırmışız. Müstevliye istila eden, ele geçiren, zapt eden, yayılan, her tarafı kaplayan anlamlarına geliyor. Emraz-ı sâriye de geçici, bulaşıcı, sâri hastalıklar anlamına geliyor. Bu tamlamada emraz hastalıklar anlamına ve sâri de bulaşıcı, salgın anlamlarına geliyor. Emraz ile marazın ne kadar yakın olduğunu görmüşsünüzdür. İki kelime de Arapça mrd kökünden türemiş. Maraz hastalık demek, emraz da marazın çoğulu, hastalıklar demek. Bu şekilde salgın kelimesini ifade eden başka bir tamlama da emraz-ı müstevliye. Bu tamlama da salgın hastalıklar anlamına geliyor. Başka bir kelime de usul-ı tahaffuz. Usul-ı tahaffuz, karantina kelimesinin karşılığı olarak kullanılmış. Karantina kelimesi de o dönemde aynı şeklinde kullanılmış. Tamlama, ‘korunma yöntemi’ anlamına geliyor. Tahaffuz kelimesi korunmak, sakınmak, kendini muhafaza etmek anlamlarına gelen bir kelime.

Fotoğrafta Balkan Savaşı yıllarına ait Kızılay’ın koleralılar için hazırladığı Hadımköy Hastanesi görülüyor. (Anadolu Ajansı)

Bu dönemde olduğu gibi o dönemde de salgın yönetimi yapabilmek ve karantina uygulamalarını oluşturmak için belki de bugünkü bilim kurulunun karşılığı olarak meclis-i tahaffuz adında bir kurul oluşturulmuş. Bu mecliste Meclis-i Tahaffuz-ı Ula (Yüksek Karantina Meclisi) ve Meclis-i Tahaffuz-ı Sanı (Yüksek Karantina Bürosu) olmak üzere iki meclis görev yapmış. Tahaffuz kelimesinin korunmak, sakınmak, kendini muhafaza etmek anlamlarına geldiğini söylemiştik. Meclis de bir konuyu konuşmak veya görüşmek için yapılan toplantı, bir toplantının yapıldığı yer, şûra, bir konuyu konuşmak veya görüşmek için bir araya gelmiş kimseler topluluğu, dostlar toplantısı anlamlarına geliyor. Meclis-i tahaffuz şeklinde oluşturulan tamlama da korunma yöntemlerinin konuşulup, tartışılacağı yer anlamında kullanılabilir. 

Veba hastalığına o dönemde taun demiş. Taun Arapça veba, veba kabarcığı anlamında kullanılmış ve t’n kökünden geliyor. Arapça mızrak veya kılıçla deldi, sançtı anlamına gelen ta’ana fiili türetilerek taun kelimesi oluşturulmuş. Genel olarak bir hastalık ibaresi illet-i mezkûr tamlaması kullanılmış. İllet Arapça ‘ll kökünden geliyor ve arıza, hastalık anlamında kullanılıyor. Mezkûr da Arapça dkr (zkr) kökünden türemiş ve zikredilen, anılan anlamına geliyor. Tamlamanın anlamı da sözü geçen, anılan illet veya hastalık anlamına geliyor. Bu kelime ve tamlamaları günümüzdeki Covid-19 salgınında kullandığımız kelimelerle özdeşleştirebiliriz.

Salgın zamanları insanları fiziksel ve psikolojik olarak etkilediği gibi kullanılan dili de etkiler. Pandemi döneminde yeni bir kelime oluşmamış olsa da -korona fobi dışında- bildiğimiz ve kullandığımız bazı kelimeleri daha sık ve pandemiyle alakalı olan anlamlarıyla kullanmaya başladık.  Bu yazıda bu dönemde sıklıkla ve özellikle kullandığımız kelimeleri incelemeye çalıştım. Uzun süreli evde kalma döneminden sonra yavaş yavaş normalleşmeye başladığımız bu günlerde de bu kelimeler sıklıkla kullanılmaya devam ediyor. Salgının önüne geçilmeye başlamasıyla bu kelimeleri belki yine arkalara atacağız ve kullanım sıklığı düşecek. Umarım salgının önüne bir an önce geçilir ve bizler psikolojimizin sınırlarının zorlandığı zamanları atlatarak bu kelimeleri daha az veya daha başka anlamlarıyla kullanırız. 

Kaynaklar:

  • hssgm.gov.tr
  • Öztürk, Sürur. “Osmanlı Devletinde Karantinanın Tarihçesi.” Issuu, issuu.com/sururozturk/docs/osmanl__devletinde_karantinan_n_tarih_esi.
  • Türkçe sözlük. Atatürk Kültür, Dil Ve Tarih Yüksek Kurumu, Türk Dil Kurumu, 2005.
  • “Osmanlıca Türkçe Sözlük, Lügât, لغت.” EURODMC, luggat.com/.
  • “Nişanyan – Türkçe Etimolojik Sözlük.” Nişanyan Sözlük, www.nisanyansozluk.com/.
  • Ergin, Muharrem. Üniversiteler için Türk Dili. Bayrak, 2012.
Bu içeriğin her türlü sorumluluğu ve hakları yazar(lar)ına aittir.

YAZARLAR