Thalidomide Nedir?

İlaç yapımında kullanılan bir etken maddedir. Bu etken madde 1953 yılında Batı Alman bir ilaç firması olan Grünenthal tarafından sentezlendi. 1957 yılında ise bu maddeyle Contergan adında ilaç üretilip piyasaya sürüldü. Bu ilaç içindeki etken madde sayesinde; sinirlilik, zayıf konsantrasyon, anksiyete, uykusuzluk, hipertiroidizm, migren ve bulaşıcı hastalıklar gibi çeşitli endikasyonlara çare bulunabiliyordu.

İnsanlar o dönemlerde anksiyete, uykusuzluk gibi rahatsızlıkları için genellikle Barbitürat adındaki ilacı kullanıyorlardı. Fakat zamanla thalidomide etken maddesinin ters etki profilinin Barbitürat ilacına göre daha iyi olduğu öne sürüldü. Aşırı dozda apne nedeniyle ölüm potansiyelinin düşük olması ve bağımlılık potansiyeli olmaması gerekçesiyle reçetesiz satılmaya başlanan thalidomide, başarılı bir pazarlamayla Batı Almanya’da en çok tercih edilen ilaçlardan biri oldu. Hatta kusma ve bulantı gibi sorunları daha hafif hissettirdiği için hamile kadınların en gözde ilacı oldu. Ayrıca ilaç, sadece Batı Almanya ile sınırlı kalmayıp 40 küsur ülkede satılmaya başladı. (Kanada, Japonya, İngiltere, Avustralya da bu ülkeler arasındadır)

Neredeyse aspirin ile eşdeğer seviyede satılan bu ilaç, ilerleyen zamanlarda ortaya çok önemli bir sorun çıkardı. İlacı kullanan insanlarda zamanla kabızlık, halsizlik, çevresel sinir sistemi hastalıkları, baş ağrıları, kas ağrıları gibi yan etkiler oluşmaya başladı. En ağır hasar ise gebe kadınların doğum yapmalarıyla ortaya çıktı. İlaç, hamilelik döneminde kullanıldığında bebek gelişimini oldukça olumsuz etkiliyordu.

Sonuçta, binlerce bebek deformiteyle doğdu. En yaygın doğumsal fonksiyon bozukluğu ise gelişmemiş kol ve bacaklarla doğan bebeklerdi. Kusurlu doğan bu bebeklerde, ilerleyen yaşlarda kemik rahatsızlıklarına ve kalp hastalıklarına yatkınlık gelişti. Tüm bu yan etkiler sonrasında çeşitli ülkelerden doktorlar, hamilelik esnasında bu ilacı kullanan annelerin bebeklerinin konjenital malformasyonu ile thalidomide etken maddesi arasında bir bağlantı olabileceğine dair raporlar hazırladılar. Hazırlanan raporlar neticesinde ilaçla ilgili yasal düzenlemelerin yapılmadığı, thalidomidin farelerde sedatif-hipnotik etkilerini gösteren ve verilerin sorgulanabilir nitelikte olduğu tek bir çalışmanın bulunduğu ortaya çıktı. Bu skandal sonrasında ilaç piyasadan toplatıldı ve bazı ülkeler ilaç firmasına dava açtı.

Firma ilk başlarda, ilacı ABD’ye de satmak istemişti fakat ne kadar satmak istese de ilaç Amerika’ya girememişti. Amerika bu faciadan Gıda ve İlaç Dairesi çalışanı Dr. Frances Kelsey sayesinde kurtuldu. Dr. Frances Kelsey’in hamilelik esnasında thalidomide kullanımının güvenliliği konusunda güçlü şüpheleri vardı. Thalidomidin Amerikalı ruhsat sahibinin kapsamlı güvenlilik testleri olmadan, ilacını piyasaya çıkarmasını engelledi. Amerika, işini hakkıyla yapan Dr. Frances Kelsey sayesinde facianın eşiğinden dönmüş oldu.

Frances Kelsey

Peki Türkiye?

Bizler de önemli bir bilim insanı olan Veteriner Hekimi Ord. Prof. Dr. Süreyya Tahsin Aygün sayesinde Amerika’dan sonra ilacın giremediği ikinci ülke olduk. Oldukça donanımlı bir kişiliğe sahip olan Süreyya Tahsin Aygün, Birinci Dünya ve Kurtuluş Savaşlarına katılmış, İstiklal madalyası ile ödüllendirilmiş kahraman bir komutandı ve Türkiye’nin kök hücre kavramıyla tanışmasını sağlayan ilk kişiydi. Kök hücre tedavisiyle birçok çocuğun hayatını kurtardı. Hatta birçok Alman vatandaşını kök hücre tedavisiyle iyileştirdiği için Almanya’da adına bir enstitü bile kuruldu.

Süreyya Tahsin Aygün, kahramanlığını cephelerde bırakmayıp, yaptığı bilimsel çalışmalar sayesinde Thalidomide etkin maddeli ilacın Türkiye’ye girişini önleyerek gelecek nesillerimizi de kurtarmıştı. Aygün, ilacın kullanımı ve bebeklerdeki gelişim geriliğinin orantılı bir şekilde ilerlediğini fark etmiş ve ilacın ülkeye satışı yapılmadan araştırmalara başlamış, Thalidomide etken maddesinin tavuk embriyosunda kültürünü yaparak oluşturduğu teratojenik etkiyi tespit etmişti. Bu ilacın kuvvetli yan etkilerinin olduğunu, faydasından çok zararının olduğunu gördükten sonra Sağlık Bakanlığı’na, ilacın ruhsatlanmaması ve ülkemize girişini yasaklatmak için başvuruda bulundu. İlacın ülkemize girişi henüz onay aşamasındayken, başvurusu kabul edildi ve Thalidomide’nin vereceği zarar, başlamadan bitmiş oldu.

Süreyya Tahsin Aygün (Solda) 1920, Etlik / Ankara

Tarihin gördüğü bu acı tecrübe bizlere gösterdi ki, kapsamlı güvenlilik testleri yapılmadan piyasaya sürülen her ilaç, hastalığa şifa olmak yerine yeni hastalıklar doğurur. Tıpkı thalidomide faciasında olduğu gibi. Ord. Prof. Dr. Süreyya Tahsin Aygün ve Dr. Frances Kelsey gibi bilim insanlarının işini en doğru şekilde yapmaları sayesinde bu tür olası faciaların yaşanması önlenecektir. Bazen bir imza ile geleceği yönlendirebilirsiniz. Olumlu ve olumsuz olması ise sadece sizin işinizi nasıl yaptığınıza bağlıdır. Seçim sizin.

Kaynaklar ve İleri Okuma

  • McBride, W. G. ‘‘Thalidomide and Congenital Abnormalities.’’ Letter to the Editor. The Lancet 2 (December 16, 1961): 1358
  • Mersin Univ Saglık Bilim Derg 2019;12(1):136-142
  • https://www.thalidomide-tragedy.com
Bu içeriğin her türlü sorumluluğu ve hakları yazarlara aittir.