Sağlık turizmi, insanların daha hızlı, uygun maliyetli ya da nitelikli hizmet almak için başka ülkelere gitmesiyle büyüyen bir alan olsa da aynı zamanda sağlığa erişimdeki eşitsizliği de görünür hale getiriyor. Bu hareketlilik çoğu zaman bir tercih gibi görünse de, kendi ülkesinde tedaviye ulaşamayanlar için aslında tek seçenek haline gelebiliyor.
Sabah rutinleri, artık sıradan bir alışkanlık değil, disiplinle özdeşleşen bir yaşam tarzı haline geliyor. Erken kalkmak , insana bir kontrol hissi verse de bu durum bazen kendine zaman ayırmaktan çok kendini zorlamaya dönüşüyor. "5 AM Club" gibi örnekler, erken uyanmayı disiplin ve başarıyla ilişkilendirerek sosyal medyada sergilenen rekabet yaratan bir estetiğe çeviriyor.
Anadolu'da kadınların ataerkil aile yapısı içerisinde yıllar boyunca kendi seslerini duyurma yöntemleri bugünkünden farklıydı. Aile içerisinde "öteki" olan ve sesi duyulmayan kadınlar; sevinçlerini, hüzünlerini, öfkelerini ifade edebilmek için sessiz iletişim biçimleri geliştirmek zorundaydı. Bu sessiz iletişimin en net ve somut örneklerinden biri olan oya motifleri, metaforik olarak evrensel ve yöresel anlamlar taşımaktaydı. Motiflerin anlamları, kadınların iç dünyasını ve sistemin hiyerarşisini anlayabilmek adına zengin bir metin sunmaktadır.
1956 yılında İsviçre'nin girişimiyle savaş yorgunu Avrupa'yı pop şarkıları etrafında birleştirmek için televizyon eğlencesi olarak başlayan Eurovision, zaman içinde 150 milyonu aşan devasa bir izleyici kitlesine ulaştı. Özellikle 90'larda Soğuk Savaş bitip Sovyet baskısı da yıkılınca, Doğu Avrupa ve Balkan ülkelerinin de yarışmaya dahil olmasıyla bu etkinlik bir eğlence aracı olmaktan çıktı. Bu yazımda ise müziğin ve uluslararası yarışmaların milliyetçilik ideolojilerini nasıl taşıdığını ve ayrımcı düşüncelerin dolaşıma nasıl çıktığını tartışacağım. Keyifli okumalar..
Eurovision denilince aklımıza hep o ışıltılı kıyafetler, birbirine benzeyen ritmik pop şarkıları ve görsel şovlar geliyor, değil mi? Aslında 2006 yılına kadar Eurovision, kimseyi rahatsız etmeyen standart pop şarkılarının, aile dostu dansların ve duygusal balladların sergilendiği çok güvenli bir sahneydi. Fakat 2006 yılında Yunanistan'ın başkenti Atina'da yarışmayı kökten değiştirecek bir şey oldu. Finlandiya'dan gelen lateks maskeli, boynuzlu ve baltalı bir hard rock grubu olan Lordi, "Hard Rock Hallelujah" isimli şarkısıyla birinci oldu.
Müzik, sadece kulağa hoş gelen bir eğlence aracı değildir, insanların toplumsal yapılarla kurduğu git gelli ilişkinin ve direnişin en güçlü ortaya çıktığı alanlardan biridir. Bu yazımda müziği, egemen kültürün hegemonyasına ve otoritenin tek tip kimlik dayatmalarına karşı bir karşı-duruş alanı olarak ele alıyorum. Siz de dinlediğiniz müziğin daha derinde neler ifade ettiğini merak ediyorsanız buyurun..
21. yüzyılın başlamasıyla birlikte insanlar artık fiziksel mekanların yanında dijital evrenlerde de var olmaya başladı. Özellikle gençler için bir yaşam biçimi haline gelen dijital dünya, coğrafi sınırların ötesinde yeni kültürel kimlikler oluşturarak onları yeniden şekillendiriyor. Bu yazımda sizlere ağırlıklı olarak oyunlar üzerinden gerçekleşen ''yurtsuzlaştırma '' kavramından bahsedeceğim.
























